Gönderen Konu: Yüzbaşı Mustafa Kemal Ve Kurtlar  (Okunma sayısı 297 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Serdar Yıldırım

  • Hoşgeldin
  • *

  • İleti: 42
  • Konu : 42
  • Değerlendirme: +0/-0
  • Cinsiyet: Bay
  • Last Login:07 Ağustos 2017, 19:29:13
  • www.arsinliler.com
Yüzbaşı Mustafa Kemal Ve Kurtlar
« : 27 Aralık 2016, 17:11:27 »



11 – Ocak – 1905 yılında Mustafa Kemal, Harp Akademisini bitirerek Kurmay Yüzbaşı oldu. 24 yaşındaydı. Önce Selanik’e annesi ve kız kardeşinin yanına daha sonra da dayısının çiftliğine gitti. Çiftlikte iki gün kalacaktı.

Mustafa Kemal o gece güzel bir uyku çekti ve sabah karla uyandı. Her taraf beyaza boyanmıştı. Kahvaltıdan sonra dayısına, çevrede gezintiye çıkmak ve çocukluğunda günlerini geçirdiği bakla tarlasına uğramak istediğini söyleyerek dışarı çıktı. Hava oldukça soğuktu. Ellerini birbirine oğuşturduktan sonra, paltosunun yakasını kaldırdı. Yağmış olan bir karış karda, güçlü adımlarla, ileri doğru yürüdü.

Bakla tarlası kar altındaydı. Tarlanın ortasında bulunan kulübe üstündeki ağırlığa direniyordu. Kulübenin üstündeki karları temizledi. Yıllardır buraya gelmediği için, kulübe bakımsız kalmıştı. ” Dayıma söyleyip, kulübeyi onarmasını sağlamalıyım, diye düşündü. Kim bilir bir daha ne zaman gelirim? Yoksa bu işi dayıma havale etmezdim. ”

Mustafa Kemal ilerden kurt uluması duydu. Buna aldırmadı ama ikinci bir kurt uluması daha duyunca irkildi. Hem bu uluma daha yakından geliyordu. Belli kurtlar yaklaşıyordu. Artık çiftliğe dönemezdi çünkü kurtlar, çiftlik yolu üstündeki ağaçlık alandaydı.

Karşı dağın yamacındaki mağarayı hatırladı. Çocukken birkaç kere bu mağaraya gitmişti. Tahminine göre, kurtlar sürü halindeydi. Sekiz, on tane kurtla açık alanda kazanma şansının az olduğu bir uğraşa girmek anlamsız olurdu. Mağaraya doğru hızlı adımlarla yürümeye başladı. Kurt ulumaları çoğalınca, yürümeyi bırakıp, koşmaya başladı. Bu arada tabancasını çekmiş ve sağ eline almıştı. Bir aralık arkasına dönüp baktığında peşine takılan kurtların en az on tane olduğunu gördü. ” Kurtlar, beni sabah kahvaltısı olarak görüyorlar ama böyle olmadığını anlayacaklar. Hele bir mağaraya varayım. ” dedi içinden.

Mağaranın girişine geldiğinde kurtların nefesini ensesinde hissetti. Aniden dönerek en yakınındaki kurda ateş etti. Kurt yere yuvarlandı. Gürültüden korkan kurtlar kaçtılar. Onların yine geleceğini bildiği için, tabancasını doldurdu ve sol eline aldı. Sağ eliyle kılıcını çekti. Mağaranın ortasında ayaklarını açarak, heybetli bir şekilde durdu. Kurtlara karşı yapacağı savaşa hazırdı. ” Gelsinler ve ne olacağını görsünler, diye düşündü. Dört bir yandan etrafımı saracak olan kurtları, bu savaşta yenilgiye uğratmazsam, bana da Mustafa Kemal demesinler. ”
Kurtlar, dönüp gelmişlerdi ama nedense mağaranın önünde bekliyor, içeri girmiyorlardı. Onlar içeri girmezseler ben dışarı çıkarım, diyen Mustafa Kemal, aniden taarruza geçti. Bir ateş etti, bir kurt yere düştü. İki kılıç salladı, iki kurt yere düştü. Bozguna uğrayan kurtlar, geldikleri gibi gittiler. Mustafa Kemal her ihtimale karşı etrafını kollayarak çiftliğe geri döndü. Birkaç dakika daha geç gelseymiş, dayısı ve çiftlik çalışanlarıyla yolda karşılaşacakmış. Çünkü onlar tabanca seslerini duymuşlar ve yardıma geliyorlarmış.

SON