Son İletiler

Sayfa: 1 2 3 [4] 5 6 7 8 9 10
31
Hikayeler / Çekingen Çekirge
« Son İleti Gönderen: Serdar Yıldırım 19 Ekim 2015, 16:09:35 »


ÇEKİNGEN ÇEKİRGE

Çekirgeler diyarında bir çekirge varmış ki, çok çekingenmiş. Toplantılara, şölenlere çağrılır ama katılmazmış. Parkta, bahçede dinlenirken, yanına biri gelecek diye ödü koparmış. Hayat bir tiyatro sahnesi dersen, bu tiyatroda yalnızları oynarmış.

Çekirgeler diyarında evler kayalık bir dağın yamaçlarındaymış. Ara sıra dağdan kopan taş ve kaya parçaları aşağı yuvarlanır, birkaç eve zarar verirmiş ama çekirgeler bunu önemsemezler ve evleri onarıp, olayı unuturlarmış.

Çekingen çekirge bir gün kayalık dağa çıkmış. Çevreyi araştırıp, kayaları incelediğinde durumun korkunçluğunu olanca acılığıyla anlamış. Dağ geliyormuş. Her an büyük kaya parçaları kopabilir ve aşağıdaki evleri dümdüz edebilirmiş.

Çekingen çekirge evlerin yanına inip, kime rastladıysa gördüklerini anlatarak, evlerini kayalık dağdan uzaklara taşımalarını söylemiş. Çekirgeler, onu sakin bir şekilde dinlemişler. Onun neden bu kadar heyecanlı olduğunu anlayamamışlar. Sadece çekingen çekirge zemini sağlam, etrafı güvenli karşıdaki ormanın yanına ev yaparak oraya taşınmış.

Günlerden bir gün öğle vakitleri kayalık dağdan kopup gelen kaya parçaları çekirgelerin evlerini yerle bir etmiş. Çekirgelere bir şey olmamış çünkü çoğu tarlalarda, bahçelerdeymiş. İnsanların bin bir emekle yetiştirdiği ürünleri talan ediyorlarmış. Akşamüstü tıka basa doymuş olarak dönen çekirgeler, o geceyi yıldızları sayarak geçirmişler.
 
Sabah erkenden çekingen çekirgenin evi etrafında toplanan çekirgeler, ondan özür dileyip, evinin çevresine evler kurmak için, izin istemişler. O da, epey yüklü bir para karşılığında bu izni vermiş ve zengin olmuş.

SON

S. Yıldırım
32
Hikayeler / Hamsi İle Yılan Balığı
« Son İleti Gönderen: Serdar Yıldırım 19 Ekim 2015, 16:08:53 »

HAMSİ İLE  YILAN BALIĞI

Hamsinin biri, Karadeniz’de gezip duruyormuş. Bir gün bu hamsinin peşine yılan balığı takılmış. Hamsi saatlerce kaçmış.  Arada bir yılan balığı hamsinin arkasından bağırıyormuş:

“ Dur hamsi, beni yorma. Seni beğendiğim için, yemek istiyorum. “

Daha sonra yılan balığı dar bir kovukta hamsiyi kıstırmış:
“ Hamsi, dışarı çık! Seni yemek istiyorum. “

“ Benim adım hamsi ama beni öyle kolayca yiyemezsin. Ne tavaya yatarım ne buğulamaya otururum. Dişlere şimşek çaktırırım, midelere yıldırım düşürürüm. Mide dedim de benim eskiden bir midye arkadaşım vardı. Kim bilir şimdi nerededir? “

“ Konuyu değiştirme. Seni mutlaka yemem lazım. Benim yemek isteğimi köreltmeye çalışıyorsun. “

“ Olur mu öyle şey? Sen bıçak mısın ki taşa sürteyim de körelesin. Bana bak balık yılanı, hamsiyi tersten okusan ismah dersin. İsmah tehlike demektir yani ben tehlikeliyim. Senin adın tersten okunduğunda ığılab nalıy ortaya çıkar. “

“ O dediğinin anlamı nedir? “

“ Her şeyi bilmek zorunda mıyım? Çok merak ediyorsan bir sözlük al, anlamını öğren. “

“ Tamam, ben bir sözlük almaya gidiyorum. Ama sen beni burada bekle. Gidersen çok kızarım. “

“ Oldu, beklerim. Sen hiç merek etme. Döndüğünde beni burada bulacaksın.”

Yılan balığı gözden kaybolduktan bir saniye sonra hamsi ters yöne kaçmış.  Aya giden füze hamsinin hızı karşısında yavaş kalırmış.

SON


Le Fonten Serdar
                       
33
Hikayeler / Masalcı Tilki İle Palamut Balığı Ve Hamsi
« Son İleti Gönderen: Serdar Yıldırım 19 Ekim 2015, 16:07:40 »

MASALCI TİLKİ İLE PALAMUT BALIĞI VE HAMSİ

Masalcı bir tilki varmış. İyilikleri anlatan, maceralı masallar yazarmış. Yazdıklarını kitap olarak hazırlar ve okuyucunun ilgisine sunarmış. Masalcı tilkinin yazdıkları bir yayınevinin dikkatini çekmiş. Yayınevi sahibi, masalcı tilki ile konuşmuş, anlaşmış ve bol resimli, on tane masal kitabından pek çok adet basarak masalların daha geniş kitleler tarafından okunmasını sağlamış. Aradan bir süre geçmiş ve diğer yayınevleri de masalcı tilkinin masallarını birer, ikişer yayınlamaya başlamışlar. Bu güzel masallara ilgi giderek çoğalmış.

Masalcı tilki bir gün yavrusu Tilik ile deniz kıyısında taşların üstünde oturmuş, konuşuyorlarmış. Masalcı tilki anlatıyormuş:

“ Bak yavrum, hayat bulutlara benzer, bir rüzgârda dağılır. Biz bu hayatta bir bulut olduğumuzu farz edelim. Bir rüzgârda dağılmamak için, yere sağlam basmalıyız. Güçlü olmalıyız. Bu güç beden gücü ve beyin gücüdür. Bedenimizi güçlendirmek için, yürürüz, koşarız, spor yaparız. Beynimizi güçlendirmek için, kitap okuruz. Masallar, yavrular için çok değerlidir. Onlara hayatın gerçeklerini anlatır. Hayata hazırlar. Tilik istersen sana bu sabaha karşı yazdığım bir masalı okuyayım. “

“ Olur, baba, oku, ben dinlerim. Sen bana bu yazdığın masalları okurken, hatalar, yanlışlar varsa fark ediyorsun, değil mi? “

“ Aynen öyle oluyor. Masallar genelde, bir varmış, bir yokmuş diye başlar. Dikkat edersen benim masallarım öyle başlamaz çünkü bunlar özgün masallar. Bu masalda bir varmışlı başlamıyor. “

Masalcı tilki daha sonra masalı okuyup bitirmiş. Masal, Tilik’in çok hoşuna gitmiş. Dinleyen buldu ya masalcı tilki, bir tane de geçen gün yazdığım bir masal vardı. Onu okuyayım, demiş ve okumaya başlamış. Masal bittikten sonra oluşan sessizliği alkışlar bozmuş:

“ Çok güzel, çok güzel masallar bunlar, “ diye bağıran ve alkışlayan deniz kıyısındaki palamut balığıymış.

Masalcı tilki ve Tilik, çok şaşırmışlar. Palamut balığı konuşmasına şöyle devam etmiş:

“ Masalcı, okuduğun iki masalı dinledim. Güzeldiler, beğendim. Benim de anlatacak bir masalım var, “ demiş ve anlatmaya başlamış:

“ Çok eskiden içinde mutlu balıkların yaşadığı bir deniz varmış. Balıklar dostça geçinirler ve şarkılar söylerlermiş. Bir gün bu denize başka bir denizden aradaki kanaldan geçerek gelen bir köpekbalığı ulaşmış. Köpekbalığı  kocaman, dev gibi bir şeymiş. Boyu sekiz metre varmış. Büyük ağzını açarak, balıkları toplamaya başlamış. Denizdeki balıkları bir korkudur sarmış. Yenilip yutulma korkusu. Kim ister şu güzelim dünyada rahatça yaşamak varken, köpekbalığına lokma olmak?

Balıklar, aralarında toplantı yapmışlar. Çeşitli öneriler ortaya konmuş. Tartışmalar olmuş. Akıl boyda değil baştadır, derler ya. Sonunda bir hamsinin önerisi kabul edilmiş. Bu denizin derinliklerinde yaşayan dev bir ahtapot varmış. Hamsi, bu ahtapotu tanıyormuş. Yardım istersem gelir ve bizi köpekbalığından kurtarır, demiş. Hamsi hemen yola çıkmış ve dibe dalmış.

Ertesi gün köpekbalığına alttan yaklaşan ve onun belini güçlü kollarıyla sararak denizin dibindeki mağarasına götüren dev ahtapotu pek çok balık görmüş. Masal burada sona erdi. Nasıl masalımı beğendiniz mi? “

Masalcı tilki:
“ Süper bir masaldı. Çok beğendim. Seni kutluyorum, palamut balığı. Ayrıca çok da güzel anlattın. “

Tilik:
“ Ben de çok beğendim. Hiç duymadığım türden, değişik bir masaldı. “

Palamut:
“ Benim yuvam buraya yakın. Önümüzdeki günlerde yine buraya gelirseniz, birbirimize yeni masallar anlatma şansımız olur. Bakın size ne akıl almaz, benzeri bulunmaz, denizle ilgili masallar anlatacağım. “ demiş ve en iyi dileklerle ayrılmışlar. Sonraki günlerde onlar burada buluşup birbirlerine çok güzel masallar anlatmışlar.

 SON


Serdar Yıldırım
34
Serbest Kursu / Ynt: Günün Güzel Sözü
« Son İleti Gönderen: TURAN PEKTAŞ 20 Eylül 2015, 07:23:00 »
Fatih Sultan Mehmet
İmkanın sınırını görmek için imkansızı denemek lazım.

Yavuz Sultan Selim
Cesaret insanı zafere, kararsızlık tehlikeye, korkaklık ise ölüme götürür.
35
Serbest Kursu / Ynt: Bir Hadis
« Son İleti Gönderen: TURAN PEKTAŞ 20 Eylül 2015, 07:20:05 »
"Şu iki göze cehennem ateşi dokunmaz: Allah korkusundan ağlayan göz ve Allah rızası için nöbet bekleyen göz."
(Tirmizî, "Fedâilü'l-cihâd", 12)
36
Serbest Kursu / Ynt: Günün Ayeti
« Son İleti Gönderen: TURAN PEKTAŞ 20 Eylül 2015, 07:19:11 »
“İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece “İman ettik” demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar? Andolsun ki, biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir…”
37
Muhabbet Kosesi / Ynt: Muhabbet Cafe
« Son İleti Gönderen: TURAN PEKTAŞ 20 Eylül 2015, 07:17:45 »
İMERA DİNLİYORUM, FAKAT YİNE İŞTEYİMM.
38
Serbest Kursu / Ynt: GÜNÜN HAZIR CEVABI
« Son İleti Gönderen: Ahmet PEKTAS 29 Ağustos 2015, 23:10:42 »
 YEMESİ KOLAY OLSUN DİYE
        Timur'un hesaplarıyla ilgilenen memur hesaplarda yanlışlık yaptığı anlaşılınca;Timur yanlışlık yapılan kağıtları önce memura yedirmiş daha sonra yerine Nasrettin hocayı getirmiş.Hoca göreve geldikten sonra hesapları yufkaların üzerine yapmaya başlamış.Bunu gören Timur şaşkınlıkla hocaya sormuş:

“Neden hesapları yufkaların ezerine yapıyorsun?”
Hoca,şöyle karşılık vermiş Timur’a;
“Neden olacak,yemesi kolay olsun diye....”
39
Serbest Kursu / Ynt: Günün Güzel Sözü
« Son İleti Gönderen: Ahmet PEKTAS 29 Ağustos 2015, 23:07:33 »
“Eğer sizi üzen kişilere hala selam verebiliyorsanız,bu vicdanınızın sadakasıdır“ Mevlana
40
Serbest Kursu / Ynt: Bir Hadis
« Son İleti Gönderen: Ahmet PEKTAS 29 Ağustos 2015, 00:43:16 »
Ebu Hüreyre r.a şöyle demiştir:
Bir adam elbisesinin eteklerini sürüyerek namaz kılıyordu.Rasülallah s.a.s ona
"Git Abdest al " dedi. O da gidip abdest alıp geldi.peygamber ona tekrar " git abdest al " dedi bunun üzerine orada bulunanlardan bir kişi:Ya Rasulallah niçin o kimseye abdest almasını emrettiniz de sonra sustunuz ? diye sordu. Rasuallah ta : " O elbisesini yerde sürüyerek namaz kılıyordu.Şüphesizki Allah elbisesinin eteğini ve paçasını yerde sürüyerek namaz kılan kimsenin namazını kabul etmez ".
Evet Arkadaşlar camii lerde görüyoruzki insanların çoğu paçaları yere değerek bamaz kılıyor.Ama Allah kerimdir biz bilmediklerimizden sorumlu değiliz ama şimdi sorumuluyuz.
Bu konu ile ilgili bir hadis daha
İbni Ömer r.a.'dan rivayet edildiğine göre Rasulallah S.A.S şöyle buyurdu :
"Allah kibirlenip büyüklük taslayarak elbisesinin eteğini ( veya paçalarını ) yerde sürüyen kimsenin kıyamet gününde yüzüne bakmaz."
Sayfa: 1 2 3 [4] 5 6 7 8 9 10